Maç öncesi kadrolar açıklandığında Emre Taşdemir' i yedekler arasında görmek, eminim benim gibi birçok taraftarı ve spor adamını da şaşırtmıştı. Maçın 90 dakikası tamamlandığında Emre' nin oyuna dahil edilmediğini şahit olmak, şaşkınlığımızı 3 e 5 e katladı. Fenerbahçe kupa maçı ve Karabük performansları sonrası formayı aldığını düşünmüştüm ama yanılmışım.

Oyuna her zamanki hızıyla başlayan Bursaspor,  maçın başında bulduğu pozisyonları cömertçe harcayınca yine bir anlık zaafıyla yediği  golün kurbanı oldu.

Dünkü maça oyuncuların performansından çok Şenol Güneş' in yapmış olduğu değişiklikler  damgasını vurdu. Maç boyunca girilen gol pozisyonları skora yansımış olsaydı bugün çok daha farklı şeyler konuşulabilirdi ama olmadı. Hele takım skor olarak geride iken iki yaratıcı oyuncunun birden oyundan alınarak yerlerine Holmen ve Bekir' in dahil olması hiç olmadı. Bunun sonrasında da 7-1 lik Karabük zaferinde oyuna dahil edilmeyen Enes' in Ozan Tufan ' ın yerine girmesini de çözemedim.

Sonuç olarak ahlar vahlar arasında giden 3 puan sonrasında Bursaspor ilk 5 şansını zora soktu. Koca bir sezonun emeğinin 1-2 maç ile kaybolup gitmesini kimse istemez. Dolayısıyla dün maç sonrasında Şenol Güneş' e yapılan yakıştırmaları seviyesiz ve yersiz buluyorum. Futbolcunun, hakemin performansı nasıl düşebiliyorsa teknik direktörün de performansı düşebilir. Dün yaşanan da böyle bir şeydi. Altında farklı manalar aramanın kimseye faydası yok.

Hakem Fırat Aydınus dün yine şaşırtmadı ve FIFA kokartının neden elinden alındığını kanıtlar nitelikte bir maç yönetti. Trabzonspor' un sürekli oyunu kesmek için yaptığı 27 faul bir sarı kart ile karşılık bulurken, Bursaspor 15 faulüne rağmen 5 sarı kart ile cezalandırıldı. Sonuç olarak, Bursaspor' un deplasman maçlarındaki karnesi meydanda olan Aydınus istikrarını devam ettirmiş oldu.